admin

admin

02 Kasım 2022 Çarşamba

Türkler platformlara reklamsız dizi izlemek için üye oluyor

Türkler platformlara reklamsız dizi izlemek için üye oluyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Deloitte’un hazırladığı ‘Abonelik Modellerinin Perde Arkası’ araştırmasına göre Türk tüketiciler Avrupa ortalamasından ayrışarak bilinçli şekilde abonelik modellerine yöneliyor. Avrupa’daki tüketicilerin yüzde 42’si herhangi bir hizmete abone olduğunun farkında değilken Türk tüketicisinin yüzde 51’i dijital hizmetlere reklam seyretmek istemediği için abone olduğunu ifade ediyor. 

 

Abonelik, 17’nci yüzyılda ortaya çıkan bir kavram olmasına rağmen özellikle son yıllarda dijital platformların yükselişiyle günlük hayatın ayrılmaz parçası haline geldi. Pandemi dönemindeki kısıtlamalarla abone sayılarını artıran dijital platformları izleyenlerin sayısı 2020 yılında 3 milyarı aştı, 2023’te ise 3,5 milyara ulaşması bekleniyor. 

 

Deloitte da her gün büyüyen aboneliğin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmak için Türkiye ve 8 Avrupa ülkesinde (Almanya, Bulgaristan, Çekya, Fransa, Macaristan, Polonya, Romanya ve Slovakya) 9 bin müşteriyle ‘Abonelik Modellerinin Perde Arkası’ araştırmasını gerçekleştirdi. 

 

Araştırma, hizmet, ürün ve platform olmak üzere üç farklı abonelik türüne üye olan kullanıcılar ile gerçekleştirildi. Şirketler kullanıcılara en ideal hizmeti sunabilmek amacıyla bu modelleri birleştirebiliyor. Müşterilerin bakış açısından bu durum, birkaç hizmet için tek ödeme ve tek sağlayıcı kullanarak daha iyi faydalar sağlayabileceği anlamına geliyor.

 

Hizmet sağlayıcılar bu karma modeli bir yandan müşteri etkileşimlerinin sıklığını artıracak bir faktör olarak görürken diğer yandan müşterilerin diğer abonelik sağlayıcılarına maruz kalma riskini azaltmak için kendi hizmet ekosistemlerini geliştirmenin de ilk adımı olarak görüyor.

 

Türkiye’de abonelik farkındalığı yüksek 

Araştırmadan öne çıkan başlıklar şöyle:

  • Müşterilerin bakış açısına göre her düzenli ödeme bir abonelik olarak değerlendirilmiyor. Müşterilerin ortalama yüzde 42’si, örnekleri gösterilene kadar bir aboneliğe sahip olduğunun farkında değil. Türkiye’de ise farkındalık düzeyi Avrupa ortalamasına kıyasla yüksek. Türkiye’deki tüketicilerin sadece yüzde 27’si kendilerine bir örnek verilene kadar aboneliği olmadığını ifade ediyor. Araştırma yapılan ülkeler arasında en yüksek farkındalık oranı Türkiye’de. Türkiye’yi Almanya ve Polonya takip ediyor. Abonelik modeli ile bağdaştırılmayan en yaygın abonelikler altyapı hizmetleri (yüzde 77), telekomünikasyon/internet (yüzde 75), sigorta (yüzde 65) ve televizyon (yüzde 54) hizmetlerini içeriyor.
  • Türk tüketiciler arasında en çok tercih edilen abonelik türleri telekom/ internet aboneliği ve e-ticaret abonelikleri (hazır giyim, gıda ürünleri, kozmetik, kişisel ve ev bakım). 
  • Türkiye’de aboneliğe karar verilmesinde en önemli faktör finansal teşvikler (yüzde 49). Hizmetlere erişimde kolaylık (yüzde 45) ve premium hizmetlere erişim (yüzde 39) bunu takip ediyor.
     

Dijital hizmetlere abone olma nedeni reklam seyretmek istememek

  • Türkiye’den araştırmaya katılan müşteriler, geleneksel hizmetler, hızlı tüketim ürünleri ve dayanıklı ürünlerde abonelik nedenini para tasarrufu olarak açıklıyor. Dijital hizmetlere abone olmanın en büyük nedenini araya reklam girmemesi (yüzde 51) olarak açıklayan tüketiciler, ikinci sırada ise para tasarrufu (yüzde 40) olduğunu belirtiyor. Platformlarda ise katılımcıların yüzde 77’si özel tekliflere erişim için abone olduğunu belirtiyor, ikinci sırada ise yüzde 55 ile premium müşteri olarak görülmek yer alıyor.
  • Abonelikten vazgeçmede Türk tüketicilerin ilk nedeni, ihtiyaç duyduklarında satın almayı tercih etmeleri (yüzde 55). Satın alma işlemini gerçekleştirdikten sonra abone olmaktan vazgeçiyorlar. Bu oran da Avrupa ortalamasının üzerinde. Abonelikten vazgeçme nedenleri arasında faydalı olacağına inanmamak (yüzde 37) ve taahhüt vermekten hoşlanmamak (yüzde 33) da üst sıralarda yer alıyor.
  • Türkiye’den araştırmaya katılanların yalnızca yüzde 6’sı hiçbir şeyin kendilerini abonelik satın almaya ikna edemeyeceğini belirtirken, Avrupa ülkelerinde bu oran üç katından fazla (yüzde 21). Y Kuşağı’ndan itibaren artan yaşla birlikte abonelik almayı kesinlikle düşünmeyenlerin oranı artıyor. Özellikle Baby Boomer Kuşağı’nda bu oran yüzde 15’e yükseliyor. Avrupa’da ise aynı kuşak çok daha çarpıcı şekilde yüzde 39 oranında abonelik almayı kesinlikle düşünmüyor.
  • Yapılan araştırma, Türk müşterilerin yalnızca yüzde 28’inin abone olduktan sonra benzer hizmet, ürün ve platformlara harcadıkları zamanı veya kullanımı azalttığını ortaya çıkarıyor. Ayrıca, Türkiye’deki abonelerin yaklaşık yarısı, daha fazla zaman geçirmeye veya diğer sağlayıcıların alternatiflerini daha sık kullanmaya başlıyor. Bu da aboneliğin diğer sağlayıcılar hakkında merak uyandırdığını veya bu tür hizmetlere yönelik alışkanlıklar oluşturduğunu gösteriyor.
     

Hakan Göl: Birçok hizmeti bir arada sunan şirketler öne çıkacak

Güçlü rekabet ortamında aboneliği iş modeli olarak tanıtmanın başarıyı garanti etmeyeceğini söyleyen Deloitte Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Lideri Hakan Göl, işletmelerin geleceğe hazırlıkta rekabette bir adım önde olmalarını sağlayacak değeri marjinal olarak nasıl sunabileceklerini düşünmeleri gerektiğinin altını çizdi. Y ve Z kuşaklarının aboneliklere en açık olanlar olduğunu belirten Göl, “Bu kuşakların en öncelikli müşteri segmentleri olacağı açık. Kullanıcılar her geçen gün artan sayıda hizmete abone oluyor. Gelecek dönemde bu hizmetleri birleştiren şirketler, rekabette çok avantajlı duruma geçecekler” dedi. Göl başarılı abonelik modeli sunabilmek için değerlendirilmesi gereken kritik konuları şöyle sıraladı:

–        Şirketler tekliflerinin abonelik potansiyeli olup olmadığını iyi analiz etmeli.

–        Sundukları ürünün sağladığı kolaylık (veya önlediği rahatsızlık) net bir şekilde ortaya konmalı. 

–        Rekabetten ayrışan, oyunu kazandıracak değer önerisi ve buna uygun bir fiyatlandırma stratejisi belirlenmeli.

–        Kişiselleştirilmiş deneyimler sunulmalı.

–        Kullanıcılara erişim kolaylığı sağlayacak hizmet ekosistemi oluşturulmalı.  

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

KOBİ’lerin sadece yarısı eski çalışanlarının şirketin dijital varlıklarına erişemeyeceğinden emin

KOBİ’lerin sadece yarısı eski çalışanlarının şirketin dijital varlıklarına erişemeyeceğinden emin
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KOBİ’lerin kriz sırasındaki davranışları üzerine yakın zaman önce yapılan Kaspersky araştırması, şirketlerde personel eksiltmenin ek siber güvenlik risklerine neden olabileceğini gösteriyor. Araştırmaya göre Türkiye’deki KOBİ yöneticilerinin yalnızca 52'i eski çalışanlarının bulut hizmetlerinde depolanan verilere erişemeyeceğinden eminken, çalışanların eski kurumsal hesaplarına erişemeyeceğinden emin olanların oranı 58’de kaldı.

 

Araştırmalara göre mevcut çalışanları elde tutma çabası pandemi boyunca kuruluşların neredeyse yarısının en büyük önceliği olsa da, birçok işletme zor zamanlarda maliyetleri azaltmak için işten çıkarmalara başvurmak zorunda kalabiliyor. Kaspersky, işletmelerin işlerini ayakta tutmak için hangi taktiklere başvurduklarını ve krize karşı alınan önlemlerin beraberinde getirebileceği siber güvenlik risklerini öğrenmek için küçük ve orta ölçekli kuruluşların yönetiminde yer alan 1.300'den fazla liderle anket yaptı.

 

Ankete katılanların neredeyse yarısı, eski çalışanlarının hiçbir şekilde şirket dijital varlıklarına erişemeyeceğini iddia edemiyor. Bu da işten çıkarmaların veri güvenliği ve şirketin konumu adına ek riskler oluşturabileceği anlamına geliyor. Eski çalışanların yeni işlerinde bu verileri kendileri için toplamaları veya kötüye kullanmaları riski, patronların en büyük endişeleri arasında yer alıyor. Anket sonuçları, çoğu yöneticinin eski çalışanların şirket verilerini yeni işverenleriyle paylaşacağından (63) veya kendi işlerini kurmak için kullanacaklarından (60) endişe ettiğini gösteriyor. Ankete katılanların 31'inin olası bir kriz durumunda maliyetleri azaltmak için istihdamdaki azalmayı olası bir önlem olarak görmesi, bu riski daha da belirgin hale getiriyor.

 

Diğer popüler maliyet düşürme adımları arasında reklam, promosyon (36) ve vasıtalar (34) için yapılan harcamaların kısılması yer alıyor. Siber güvenlik ise liderlerin bütçeden tasarruf etmeyi tercih edeceği bir alanı olarak görünmüyor.

 

Kaspersky Bilgi Güvenliği Başkanı Alexey Vovk, şunları söylüyor: "Yetkisiz erişim her işletme için büyük bir sorun haline gelebilir. Kurumsal veriler rakibe aktarıldığında, satıldığında veya silindiğinde şirketin rekabet gücünü etkileyebilir. Çalışanlar, kurumsal BT departmanları tarafından dağıtılmayan veya kontrol edilmeyen ‘gölge BT’ hizmetlerini aktif olarak kullandıklarında bu sorun daha karmaşık hale geliyor. Çalışan işten çıkarıldıktan sonra bu hizmetlerin kullanımı iyi yönetilmediği sürece, eski çalışanın söz konusu uygulamalar aracılığıyla bilgi paylaşmasını engelleme şansınız oldukça az.”

 

Kontrolsüz erişimin ve gölge BT'nin şirketinizin verimliliğini ve güvenliğini etkilememesi için Kaspersky şunları öneriyor:

  • Tüm çalışanların kullanımına açık olan veri miktarını azaltın ve önemli kurumsal verilere erişebilen kişilerin sayısını kontrol altında tutun. Satılabilecek veya bir şekilde kullanılabilecek değerli bilgilere çok sayıda çalışanın erişebildiği kuruluşlarda veri ihlallerinin meydana gelme olasılığı daha yüksektir.
  • E-posta kutuları, paylaşılan klasörler ve çevrimiçi belgeler dahil olmak üzere kurumsal varlıklara erişim politikaları oluşturun, bu  politikaları güncel tutun ve çalışanın şirketten ayrılması durumunda erişimlerini kaldırın. Bulut hizmetleri içindeki çalışan etkinliğinin yönetilmesine ve izlenmesine yardımcı olan, bunun için güvenlik ilkeleri uygulayan bulut erişim güvenliği yazılımı kullanın.
  • Acil durumlarda kurumsal bilgilerin güvende kalmasını sağlamak için temel verilerinizi düzenli olarak yedekleyin.
  • Harici hizmetlerin ve kaynakların kullanımına ilişkin açık yönergeler sağlayın. Çalışanlar hangi araçları kullanmaları veya kullanmamaları gerektiğini ve bunların nedenlerini bilmelidir. İş için herhangi bir yeni yazılıma geçiş yaparken, BT ve diğer sorumlu rollere dair açık bir onay prosedürü olmalıdır.
  • Çalışanlarınızı kullandıkları tüm dijital hizmetler için güçlü parolalar oluşturmaya ve parolalarını düzenli olarak değiştirmeye teşvik edin.
  • Güvenli hesap ve parola yönetimi, e-posta güvenliği ve webde gezinmeyle ilgili temel siber güvenlik kurallarına uymanın önemini personelinize düzenli olarak hatırlatın. Bu konuda uygulanacak kapsamlı bir eğitim programı çalışanlarınızın gerekli bilgileri edinmelerini sağlarken, bunu pratik olarak uygulamalarına da olanak tanır.
  • Kaspersky Endpoint Security Cloud gibi bulut hizmetleri üzerinde görünürlük sağlayan özel siber güvenlik hizmetleri kullanın.
     

Ek masraflar olmadan işletmenizi nasıl koruyacağınız konusunda uygulanabilir öneriler için Budget Hub üzerinde Kaspersky Cybersecurity adresini ziyaret edin.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin krize karşı tutumları ve taktikleri hakkında daha fazla bilgiyi ve kapsamlı raporu bu bağlantıda bulabilirsiniz.

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Kripto Paralar Hırsızlığa Karşı Nasıl Korunur

Kripto Paralar Hırsızlığa Karşı Nasıl Korunur
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KRİPTO PARALARINIZI KORUMAK İÇİN 4 ÖNERİ

 

Son 10 yılda büyük bir hızla büyüyen kripto para piyasaları, kullanıcıların kendi ekosistemlerini yaratmalarına olanak sunsa da siber saldırganların ve kripto para hırsızlarının hedefi haline gelebiliyor. Kripto varlıkları çevrim dışı saklayan ve yüksek bir güvenlik katmanı sunan Ledger, kullanıcıların kripto varlıklarını çalınmalara ve siber saldırılara karşı nasıl koruması gerektiğine dair 4 öneride bulunuyor. 

 

Son 10 yılda değeri hızla artan ve yatırımcı toplayan kripto varlıklar birçok kullanıcı gibi kripto para hırsızlarının da gündeminde yer alıyor. Özellikle siber saldırganların kripto varlıkları ve özel anahtarları ele geçirmesinin birkaç farklı yolu bulunuyor. Bu noktada, tehdit faktörlerini anlamak ve saldırılara karşı alınması gereken önlemleri bilmek, bir kullanıcının güvenliğini sağlaması ve piyasalarda profesyonelce işlem yapması açısından kritik önem taşıyor. Kripto varlıkları çevrim dışı saklayan ve yüksek bir güvenlik katmanı sunan soğuk cüzdanlar arasında önde gelen bir güvenli erişim noktası olan Ledger, kullanıcıların varlıklarını ve özel anahtarlarını kripto para hırsızlığından koruması için 4 önemli öneride bulunuyor.

 

1. Siber Tehditler: İnternet bağlantısı, özel anahtarlar açısından önde gelen tehditler arasında yer alıyor. Bağlantı açıklarından oluşabilecek saldırılardan korunmak için çeşitli yöntemler bulunsa da bu, kullanıcıların hiçbir zaman saldırıya uğramayacağı anlamına gelmiyor. Kötü amaçlı bir bağlantıya tıklatmak bilgisayar korsanlarının en fazla başvurduğu yöntemlerin başında geliyor. Bu yolla saldırganlar, kullanıcıların tıkladığı bağlantı aracılığıyla cihaza uzaktan erişim sağlayarak varlıkları ve özel anahtarları ele geçirebiliyor. Bu nedenle, varlıkları ve özel anahtarları güvende tutabilmenin tek yolu internete bağlı olmayan bir donanım cüzdanı ya da soğuk cüzdan kullanmak. Ledger Nano gibi donanım cüzdanları ve soğuk cüzdanlar, çevrim dışı bağlantıyla işlem yaptıkları için siber saldırganların varlıklara ve özel anahtarlara erişimlerini oldukça zorlaştırıyor. 

 

2. Kurtarma Cümlesinin Çevrim Dışı Oluşturulması: Kripto varlıkları güvence altına almak, sadece mevcut özel anahtarları çevrim dışı taşımakla ilgili değil, aynı zamanda hiçbir zaman çevrim içi kullanılmadığına emin olmakla da ilgilidir. Bir soğuk cüzdan ya da donanım cüzdanı, 24 kelimelik kurtarma ifadesini en baştan çevrim dışı oluşturarak cihazın ekranı aracılığıyla şifreyi çevrim dışı ortamda kullanıcılara iletiyor. Bu durum da cüzdanın üzerinde tam koruma sağlayarak hassas verilerin saldırganlara sızdırılmasını engelliyor.

 

3. Donanım Cüzdanının Çalınması veya Saldırıya Uğraması: Özel anahtarları çevrim dışı şekilde kullanmak, dışarıdan gelebilecek fiziksel saldırılar için en doğru yöntemler arasında yer alıyor. Ancak yine de yeni tehdit vektörlerine karşı dikkatli olmak gerekiyor. Bir donanım cüzdanına koyulan PIN, ilk saldırılara karşı ön güvenlik duvarı işlevi görüyor. Kullanıcıların kendi PIN’lerini belirlemesine izin veren donanım cüzdanları sekiz haneli şifreyle güven altına alınarak sadece kullanıcıların erişimine olanak sağlıyor ve şifrenin üç kere yanlış girilmesi halinde otomatik bir güvenlik duvarı oluşturuyor. Örneğin, Ledger donanım cüzdanlarında üç defa hatalı giriş denemesi yapılırsa cihaz kendi kendini sıfırlıyor. Bu da saldırganların çalınan cüzdanlara yanlış şifre girmesi halinde varlıkların erişime kapatılması anlamına geliyor.

 

4. Donanım Cüzdanına Fiziksel Saldırı: Kullanıcıların varlıklarını muhafaza ettiği donanım cüzdanı ve soğuk cüzdanlar, yanlış ellere geçerse ciddi tehditlerle karşı karşıya kalabiliyor. Güç arızası, yan kanal saldırıları ve bir donanım güvenlik modülüne saldırılması, donanım cüzdanı doğru korumaya sahip değilse savunmasız kalabiliyor. Ancak donanım cüzdanları, hassas verileri çevrim içi ve fiziksel saldırılara karşı korumak için tasarlandığından üst düzey güvenliğin gerekli olduğu kredi kartı ve pasaportlar gibi Güvenli Öge Çipi’ne sahip. Secure Element çipini kullanan Ledger donanım cüzdanları, özel anahtarları ve varlıkları koruma altına alarak elektromanyetik saldırı ve güç arızaları gibi çeşitli saldırılara karşı da koruma sağlayabiliyor.

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Samsung’un bugüne kadar geliştirdiği en kişisel kullanıcı ara yüzü: Yeni One UI 5

Samsung’un bugüne kadar geliştirdiği en kişisel kullanıcı ara yüzü: Yeni One UI 5
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Samsung, kullanıcılara sezgisel ve daha kolay bir kullanım sunan, yeni denetim imkanları geliştirilen One UI 5 kullanıcı ara yüzünü tanıttı. Önümüzdeki haftalarda kullanıcılara sunulacak One UI 5, Samsung’un bugüne kadar sunduğu en iyi kişiselleştirme, güvenlik özellikleriyle benzersiz bir mobil deneyim vadediyor. 

 

Samsung, en yeni One UI kullanıcı ara yüzü güncellemesi olan One UI 5’i milyonlarca Galaxy kullanıcısına sunmaya hazırlanıyor. One UI 5, kullanıcılara kendi kişisel mobil deneyimini oluşturma özgürlüğü sağlayan yeni özelliklerle birlikte sunulacak.

 

Samsung’un bugüne kadar geliştirdiği en kişiselleştirilebilir mobil deneyim

Samsung'un bugüne kadar geliştirdiği en kişiselleştirilebilir mobil deneyimi vadeden One UI 5, kullanıcıların cihazlarını tamamen istedikleri şekilde kontrol edebilmeleri için tasarlandı. Daha fazla kişiselleştirme özellikleri ve güvenlik donanımları ile geliştirilen One UI 5, sade tasarımı ve kullanım kolaylığıyla dikkatleri çekiyor. 

 

Yeni Bixby Text Call özelliği, kullanıcıların kendileri için en uygun şekilde iletişim kurmalarına olanak tanırken, Bixby Text Call özelliğiyle kullanıcılar, yalnızca mesaj yazarak çağrıları yanıtlayabiliyor. Samsung’un sesli asistanı Bixby ise yazılan metni seslendirerek, arayan kişiyle kullanıcı adına konuştuktan sonra arayan kişinin verdiği cevabı da sesli metne dönüştürerek gösterebiliyor. Bu özellik, bir konserde ya da gürültülü bir yerdeyken kullanıcıların yazılı mesajlarını karşı tarafa sesli olarak iletebiliyor. Böylece kullanıcılar, etrafına rahatsızlık vermeden ya da dinlediği şeyi kaçırmadan aramalarına yanıt verebiliyor. 

 

Uyku, dinlenme, egzersiz ya da sürüş esnasında kişiselleştirilmiş ayarlar

Günümüzde, kullanıcıların akıllı telefonlarından beklentileri gün içinde dahi hızlı şekilde değişebiliyor. Her kullanıcının günün belirli saatlerinde farklı rutinleri olabiliyor. One UI 5’in Rutinler özelliği sayesinde kullanıcılar, akıllı telefonlarındaki eylemleri bu rutinlere göre ayarlayabiliyor. One UI 5’in Modlar özelliği sayesinde de uyku, dinlenme, egzersiz ya da araç sürmek gibi eylemler için kişiselleştirilmiş ayarlar uygulanabiliyor. Örneğin, egzersiz esnasında kullanıcılar, hareketlerini bozmamak ve müzik dinlemek için bildirimleri kısabiliyor. Uyku vakti geldiğinde, otomatik olarak bildirimlerin kapatılması ve ekran parlaklığının azaltılması, uykuya geçmenin harika bir yöntemi olabiliyor. 

 

One UI 5 ayrıca ferah, yeni bir görünüm de sunarak, kullanıcı deneyimini kesintisiz ve konforlu hale getiriyor. One UI 5, uygulama ikonlarından, uyumlu bir renk şemasına kadar, en ince detayları çok daha sürükleyici bir mobil deneyimle bir araya getiriyor. Samsung aynı zamanda One UI 5 ara yüzünde bildirimleri daha kolay okunabilir hale de getirdi. Kullanıcılar, belirlenmiş cevap şablonları ve reddet düğmelerinin yanı sıra yeniden tasarlanan açılır çağrı penceresiyle gelen aramaları daha kolay yanıtlayabiliyor.

 

Kullanıcıların kendi tarzlarını en iyi şekilde yansıtmaları için One UI 5, Good Lock uygulamasının Lockstar’ındaki sevilen Video Duvar Kağıdı özelliğini doğrudan kilit ekranına taşıyor. Kullanıcılar, yalnızca birkaç dokunuşla diledikleri videoyu kırparak, en sevdiği anlarını telefonunun açılış ekranına koyabiliyor. Kullanıcılar, bu kilit ekranı görünümünü daha da kişiselleştirerek, duvar kağıdını, saat tipini, bildirim pencerelerini de aynı ekran üzerinde değiştirebiliyor.

 

Tamamen kullanıcı odaklı, kişisel bir deneyim sunuyor

One UI 5, kullanıcılara bir yandan cihazları için kişiselleştirilmiş bir görünüm oluşturma imkanı sağlarken, diğer yandan işlerini daha verimli bir şekilde yapmaları için yeni özellikler de sunuyor. Örneğin, One UI 5'teki yeni widget seçenekleri sayesinde kullanıcılar, ana ekranını diledikleri gibi düzenleyebiliyor. Bu yeni özellik, ana ekranında yer açmak için widget'ları birbirinin üzerine sürükleyip bırakmaya, sola veya sağa kaydırarak, widget’lar arasında geçiş yapmaya olanak tanıyor.

 

One UI 5, widget'lar için yeni Akıllı Öneriler de sunuyor. Akıllı öneriler, kullanım alışkanlıklarına göre, mobil deneyimi daha da kişiselleştiren uygulama ve eylemler öneriyor. Bunların yanında kullanıcılar, resimlerden kolayca metin çıkarabiliyor ve bunları bir notun içine yapıştırabiliyor. Örneğin, bir arkadaşına gönderecekleri bir posterden etkinliğin detaylarını hızlıca yakalayabiliyor, bir kartvizitten telefon numarası kaydedebiliyor. One UI 5, akıllı metin ayıklama özelliği ile işleri her zamankinden daha kolay hale getiriyor.

 

Ayrıca, kullanıcıların Quick Share, Smart View ve Samsung DeX gibi diğer cihazlarla çalışan tüm özelliklere erişebileceği yeni Bağlı Cihazlar menüsü, akıllı telefona bağlı tüm cihazları kontrol etmeye imkan sunuyor. Kullanıcılar, Buds kulaklıklarıyla bir cihazdan diğerine otomatik olarak geçiş yapmayı sağlayan Kulaklıklara otomatik geç menüsüne de kolayca erişebiliyor.

 

Güvenlik denetimlerini gerçekleştirmek her zamankinden daha kolay

Samsung, One UI 5'te güvenlik ve gizlilik ayarlarını açık ve kolay bir gezinti sunan tek bir panoda bir araya getirdi. Kullanıcılar, cihazları ve hassas bilgilerini çok kolay bir şekilde gizlilik koruması altına alabiliyor. One UI 5'te yer alan yeni Güvenlik ve Gizlilik Denetim Panosu ise en sade ve kolay erişilebilir şekilde tasarlandı. Kullanıcılar, diledikleri her an cihazlarının güvenliğini kontrol ederek, duruma bağlı olarak önerilere ve uyarılara ulaşabiliyor.

 

One UI 5, kullanıcıların özel bilgilerinin de gizli kalmasını sağlamak için önemli özellikler barındırıyor. Örneğin kullanıcılar, kredi veya banka kartı, ehliyet, sosyal güvenlik kartı ya da pasaport gibi kişisel bilgilerin görselini paylaşmak istediğinde Paylaşım Panelinde yeni geliştirilen bir bildirim kullanıcıları uyarıyor.

 

Binlerce Galaxy kullanıcısından alınan geri bildirimlerle geliştirildi 

Samsung, One UI 5’in bugüne kadarki en iyi mobil deneyimi sunabilmesi için uzun ve yoğun bir çalışma gerçekleştirdi. Yapılan geliştirmelerin gerçek kullanıcılarda karşılık bulmasını sağlamak için One UI Beta programına katılım sağlayan binlerce Galaxy kullanıcısından geri bildirimler alındı. One UI Beta Programı, Samsung’un Galaxy kullanıcılarının ihtiyaçlarını gerçek anlamda karşılayabilen mobil deneyimleri sunmasını mümkün kılıyor. Bu program aracılığıyla katılımcılar ara yüze erken erişim sağlayarak, mümkün olan en iyi deneyim için geri bildirimlerini paylaşıyor. 

 

One UI 5’in görünümünden en ince kullanım detaylarına kadar tüm özellikler, kullanıcılardan gelen bilgilere göre şekillendi. Kullanıcılar, Güvenlik Kontrol Panelinin çok önemli bir özellik olduğunu ve kendi gizlilikleri üzerinde daha fazla denetim sağlayan ek güncellemelere zemin oluşturduğunu belirtti. Bu geri bildirimlerle birlikte ayrıca, yeni Bixby Text Call özelliğinin gürültülü ortamlarda aramaların yanıtlanması için son derecede faydalı bulunduğu da ortaya çıktı. Bunların bir sonucu olarak Samsung, bu özelliği önümüzdeki yılın başında İngilizce desteğiyle kullanıma sunmayı planlıyor.

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Yeni Nesil Bilgisayarlara Yön Veren Zekâ

Yeni Nesil Bilgisayarlara Yön Veren Zekâ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Günümüzde iş yeri konsepti farklı bir boyuta doğru evriliyor. Yaşanan kültürel değişimlerle birlikte şirketler esnek çalışma programlarına giderek daha fazla öncelik veriyor ve merkezî olmayan iş güçlerine geçiyor. Tüm bunlar, çalışanlara daha üretken ve iş birlikçi olmaları için güç kazandıran ve hibrit çalışmanın sürekliliğini daha da pekiştiren inovasyonlar ve teknolojiye yapılan yatırımlar sayesinde mümkün oluyor. Uzmanlarsa teknolojiye yatırım yapmanın aslında çalışanların refahına yatırım yapmak olduğuna dikkat çekiyor.

 

Dell Technologies Son Kullanıcı Çözümleri Türkiye Satış Müdürü Ümit Yeşiltaş, “Dell olarak yürüttüğümüz 2020 Brain on Tech araştırmamıza göre, çalışanlar sadece daha yeni teknolojileri değil, aynı zamanda modern, duyarlı ve akıllı yazılım ve servislerle desteklenen teknolojiyi kullandıklarında bir iş gününde yüzde 37 daha fazla başarı elde edebiliyor. Sağladığı bir diğer faydaysa iyi teknolojinin, çalışanların duygularını da olumlu etkilediği yönünde, hatta bazı durumlarda yavru köpek videoları izlemekle eşdeğer bir etki yaratıyor” diyor. 

 

PC Deneyimini Yeniden Tanımlamak 

Hibrit çalışma ortamlarına yönelik cihazların, sadece açıp çalıştırmanın ötesine geçerek insanların çalışma şeklini iyileştirmesi gerektiğini söyleyen Yeşiltaş, bunu başarmak için nelere ihtiyaç duyulduğuna da değiniyor:

 

“Hibrit çalışma şeklinin ortaya çıkmasıyla birlikte, bazı kuruluşlar yüz yüze ve sanal ortamda çalışmalarını sürdüren iş güçlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere “herkese uyan” tek bir teknoloji kullanıyor. Birçok şirket ofis içi ve uzaktan çalışma kılavuzlarını değerlendirip uyarlamaya devam ederken çalışanları, BT departmanlarına sınırlı erişimli (eğer varsa) çalışma alanları ve cihazlar arasında geçiş yapıyor, bu da temelde yatan bir teknoloji sorunu olduğunda hayal kırıklığını artırıyor. Bu hibrit çalışma tarzının benimsenmesiyle bilgisayarlardan daha fazlasını sunması bekleniyor, sayısız görüntülü toplantı ve sürekli çoklu görevler daha yüksek performanslı ve daha akıllı sistemler gerektiriyor. Deneyimimizin artık yalnızca bilgisayarın kendisine bağlı olmadığı aşikâr; ayrıcalıklı bir bilgisayar deneyiminin, çalışanın cihazla olan her temas noktasını sorunsuz bir şekilde zenginleştiren güvenilir bir ekosistem tarafından da desteklenmesi gerekiyor. Bu da çalışma alanlarımızı ev, ofis, yol ve diğer lokasyonlar olmak üzere dönüştürdüğümüz için deneyimin nasıl sürdürüleceğini etkiliyor. Hâlâ yapılması gereken işler olsa da bu konuda büyük ilerlemeler kaydettik. Yapay zekâ, teknolojinin bilgisayar deneyiminin hemen hemen her yönünü başka bir seviyeye yükselten sorunsuz çalışan temas noktalarını nasıl sağlayabileceğinin bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.”

 

PC’ler için Tasarlanmış Akıllı Teknoloji 

Ümit Yeşiltaş, daha akıllı ve kişiselleştirilmiş bir bilgisayar deneyimi sunmada yapay zekânın kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekiyor:  “Yapay zekâ, çeşitli uyuşmazlıkları en aza indirerek gerçekten kişiye özel bir deneyim yaratırken servis sağlayıcıların, bileşenleri kalıpların dışında, yaratıcı bir şekilde uyarlamalarına olanak tanıyor. Ancak bu buzdağının sadece görünen bir kısmı. Yapay zekâ aynı zamanda bilgisayarların hemen her yönünde pratik iyileştirmeler yaratıyor ve yalnızca nasıl bağlantı kurduğunuzu, iş birliği yaptığınızı ve performans gösterdiğinizi değil, aynı zamanda nasıl göründüğünüzü ve sesinizin nasıl çıktığını da etkiliyor.” 

 

Dell Technologies olarak bunu daha akıllı ve kişiselleştirilmiş bir deneyim yaratmak için tasarlanmış, yapay zekâ odaklı, güvenli ve emniyetli bir yazılım olan Dell Optimizer ile başardıklarını söyleyen Yeşiltaş, konuyu örneklerle de detaylandırıyor: 

 

İlk olarak gürültü kesintilerden söz edebiliriz. Her zaman ve her yerde çalışılabileceği göz önünde bulundurulduğunda, ortam gürültüsü sanal toplantıları olumsuz etkileyerek çalışan için can sıkıcı ve stresli bir durum yaratabiliyor. Yapay zekâ hızlandırıcıları kullanarak arka plandaki sesleri tanıyabiliyor ve görüşmedeki herkes için bunları ortadan kaldırabiliyoruz. Yapay zekâ ayrıca ses kalitesinin iyileştirilmesine de yardımcı oluyor, örneğin bilgisayarınızdan iki metre uzaklık artık yarım metre uzaktaymışsınız gibi duyuluyor. Çoklu görev içeren iş akışlarında ise çalışanların bilgisayarları aynı anda performans gerektiren çok fazla uygulama yükü ile karşı karşıya kalabiliyor. Yapay zekâmız, deneyimi basitleştirmek için kullanıcı davranışını analiz ediyor. Uygulamaları yüksek ağ trafiği olan alanlar için optimize ediyor veya kullanıcının bulunduğu iş akışında en önemli olan uygulamalar için sistem kaynaklarına öncelik veriyor. Yapay zekâmız, iş yüklerini GPU ve CPU arasında otomatik olarak dağıtarak normal günlük rutininize kesintisiz devam etmenize de yardımcı oluyor. Yapay zekâ, verileri nasıl kullandığınızı, en çok kullandığınız uygulamaları ve bunların CPU'ya ne kadar yük bindirdiğini analiz ediyor, böylece sizler de bilgisayarınızdan en yüksek performansı elde edebiliyorsunuz.

 

  • Şarj etmek ya da etmemek: Herkes farklı şarj etme alışkanlığına sahip. Kimisi dizüstü bilgisayarını tüm gün prize takılı bırakıyor, kimisi havaalanında çalıştığı sırada şarjını tamamen bitiriyor, kimisi de gece boyunca bilgisayarını prize takmayı unutuyor. Algoritmaları kullanarak, pil performansınızı optimize etmek ve çalışma sürenizi uzatmak için sistemlerinizi ne sıklıkta ve ne zaman şarj ettiğinizi izleyebiliyoruz.

 

  • Gizliliğiniz için bekçi: Yapay zekâ, çalışanlar uzaktan çalışırken bile verilerin güvende kalmasını sağlayabiliyor. Dell Optimizer'daki akıllı gizlilik özelliklerimiz, biri arkanızdayken omzunuzun üzerinden ekranınıza bakıp bakmadığını algılayarak ekrandaki bilgileri gizliyor.

 

Yapay Zekâ Destekli Değişim 

Son olarak müşterilerinin, özellikle kritik zamanlarda, kuruluşları genelinde üretkenliklerini ve verimliliklerini artırmaya yardımcı olmak için yapay zekâyı kullanarak önemli başarılar elde ettiğini söyleyen Yeşiltaş, “Örneğin Philadelphia'da bulunan ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan People’s Emergency Center, tüm çalışanlarının Latitude dizüstü bilgisayarlarında Dell Optimizer'ın en son sürümünü kullanmaya başladı. Bunun üzerine People's Emergency Center’ın Kurumsal Öğrenme Direktörü Kelly Durand ise ‘Acil durum barınakları inanılmaz derecede gürültülü yerler, dolayısıyla Zoom veya Teams üzerinden yapılan aramalar için uygun ortamlar değil. Ne var ki yapılan bu sanal konuşmalar insanların hayatlarını doğrudan etkiliyor. Dell Optimizer'ın akıllı ses teknolojisi âdeta bizim kurtarıcımız oldu’ yorumunda bulundu. Bu gibi örnekleri artırmamız mümkün. Esas üzerinde durmamız gerekense, bilgisayar deneyimini daha anlamlı hâle getirecek yapay zekânın nasıl ve nerede kullanılacağına dair elde edilen bilgiler henüz başlangıç aşamasında olsa dahi bu teknolojinin kalıcı ve vazgeçilmez olacağı kesin. Günümüzün hibrit çalışma ortamındaki insan davranışları ve insanlar ile teknoloji arasındaki dinamik ilişki üzerine devam eden araştırmalarla, cihazın bile ötesine geçerek yapay zekâ yeteneklerinin gelişimini etkileyecek ve geliştirecek çok değerli içgörüler elde edilecek” dedi. 

Kaynak: (BYZHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.